Mustafa Kemal ATATÜRK | Atatürk Olmasaydı? | İstiklal Marşı | İmparatorluğun Çöküşü | Cumhuriyet Yılları | Foto Galeri

   
 

  MUSTAFA KEMAL

 

"Mehmet Akif Ersoy"     

  ATATÜRK
 

 


 

TBBM' nce kabulü
12 Mart 1921

Beste
Osman Zeki ÜNGÖR

Milli Marş Oluşu
1930

 

Mehmet Akif Ersoy                   

      İstiklal Marşı hakkında...

      Mehmet Akif İstiklal marşını Şubat 1921'de yazdı. Eser 1 Mart 1921 günü Büyük Millet Meclisinde, o zamanın Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Bey tarafından okundu ve meclisce heyecanla karşılandı. Büyük Millet Meclisi bu marşı, 12 Mart 1921 günkü toplantısında resmen kabul etti. O gün eserin değeri hakkında yapılan kısa bir toplantıdan sonra "Milletin ruhunu dile getiren ve Meclisin onayı ile resmi bir nitelik kazanan İstiklal Marşı'nın ayakta dinlenmek üzere Milli Eğitim Bakanı tarafından bir defa daha Meclis Kürsüsünden okunması" önerildi ve öneri kabul edildi. Büyük Millet Meclisinin bütün üyeleri ayağa kalktı. Çoşkulu bir heyecanla marşı dinlediler. Böylece marşın kabul töreni 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17.45' de sona erdi..

 

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
'Medeniyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şuheda fışkıracak toprağı sıksan, şuheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!