| |
Osmanlı
İmparatorluğu, saltanatını sürdürdüğü dönemin en büyük,
en gelişmiş ve en çağdaş toplumlarından
biriydi.Tarihimizin bir bölümüyle hem iftihar ediyor,
hem de bu şaşalı ve güçlü dönemi kimi zaman özlemle yad
ediyoruz.
Ancak
yine tarihin bir cilvesidir ki, tüm dünya ülkelerini
titreten ve imrendiren Osmanlı İmparatorluğu, biz
oldubitti sonucu girdiği 1.Dünya Savaşı sonrası İtilaf
Devletleri karşısında ağır bir yenilgiye uğradı.Bu
yenilgi sonucunda ise, yüzyıllar süren saltanat
döneminin görkemini yitirmenin
ötesinde;topraklarını,insanlarını ve ekonomik gücünü de
kaybetti
O
günleri şöyle bir düşündüğümüzde, Osmanlı
İmparatorluğu’nun egemen olduğu dönem elbette
muhteşemdi, ancak, artık bu konum kaybedilmişti. Öyle
bir kayıptı ki bu; bir yandan içerdeki azınlıklar isyan
ediyor, bir yandan ise savaş galibi itilaf devletleri
topraklarımızı parçalamak ve bölüşmek için aralarında
yazışıyordu.
İşte
tüm bu olumsuzluklar karşısında, bir avuç yürekli insan
ve o yürekli insanların, günümüze kadar ışığını yansıtan
görkemli lideri Mustafa Kemal Atatürk, günün koşulları
gereği amansız bir mücadelenin içine girerek, inanılmaz
bir Kurtuluş Savaşı’nı başlattılar. Öncelikle
sınırlarımızı korumak, bunun içinde birlik ve
beraberliği sağlamak gerekiyordu. Destan olarak
nitelendirilebilecek birçok savaş ve verilen yüz
binlerce şehit sonrasında bu amaca ulaşıldı.
Şimdi
de sıra ülkemiz insanlarını muasız medeniyetler
seviyesine çıkarabilmek için en uygun rejim olan
Cumhuriyet idaresini hayata geçirmeye gelmişti.29 Ekim
1923 tarihinde bu da gerçekleştirildi. Ardından, Mustafa
Kemal Atatürk ve çalışma arkadaşları, bir dizi
devrimlerle günümüz Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin
attılar.
Bu
gün, o günleri eleştirmek, hatta karalamak
mümkündür.Ancak unutulmamalıdır ki, eğer o günleri
yaşamış olsaydık, her birimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin
kurulabilmesi için canlarımızı değil, sevgimizi ve
saygımızı vermemiz yetmektedir.
Ruhun şad
olsun Büyük Atatürk ve Cumhuriyet adına canını veren,
kanını akıtan bu büyük ulusun değerli insanları.
|
|